Hukuk Devleti
Anayasamız, Türkiye Cumhuriyetinin bir hukuk devleti olduğunu kabul etmiştir.
GİRİŞ
Ortaya çıktığı dönemlerden bu güne kadar devlet anlayışında meydana gelen değişikliklerde vergi olgusunun önemli bir yeri bulunduğu görülmektedir. O kadar ki bu gün vergi, demokratik ülkelerde temel hak ve hürriyetlerden yararlanmanın bedeli olarak nitelendirilir hale gelmiştir. Konu, hukuk devletinin özellikleri (unsurları) bağlamında 2007 yılı itibarıyla geçerli olan düzenlemeler ölçüsünde vergi hukukunun görünümü ortaya konmaya çalışılmıştır. Vergi hukukunun sadece usuli (şekli) bir hukuk olmadığı, tersine temel haklar ve anayasa ile doğrudan ilgili şekilde ekonomik hayatın geniş alanı etkileyen bir hukuk dalı olduğu bilinmektedir. Vergilemenin hukuk devleti açısından değerlendirilmesi pek tabidir ki hukuk devletinin ana unsurlarının ortaya konduğu anayasa hukuku ekseninde ele alınmasını zorunlu kılmaktadır. Bu çalışma, hukuk devleti esasları ve bu esaslara yönelik vergilendirmeden ne anlaşılması gerektiğini ortaya koymak amacıyla kaleme alınmıştır. Böylelikle hukuk devleti açısından vergi hukukuna bir bütün olarak bakılması hedeflenmiştir. A. HUKUK
DEVLETİNİN GELİŞİMİ VE ANLAMI
Hukuk devletinin tarihi kökenleri devlet gücünün kişilerin temel hak ve hürriyetler lehine gelişme gösterdiği dönemlerin başlarına dayanmaktadır. Sınırsız egemenlik hakkını elinde tutan eden mülk devlet ve polis devlet anlayışından farklı olarak günümüzdeki modern devletin üstün gücü ve otoritesi sınırsız ve denetimsiz değildir. Üstün gücün sınırlandırılmasında, devletin vergilendirme yetkisinin keyfilikten çıkarılarak belirli ölçülere oturtulmasını sağlayan kurallar mücadelesinin önemli bir yeri vardır. Devletin üstün gücünü sınırlayan temel statü anayasa düzenidir. Bu nedenle devletin gücünün sınırlarını anayasalarda bulmak mümkündür. Anayasalar bir taraftan devletin kişiler üzerindeki yetkilerini diğer taraftan kişilerin devlete karşı olan haklarını düzenleyen metinlerdir. Kısaca ifade edilirse insanın devlete karşı borçları ve hakları bu metinlerde düzenlenir. Anayasaların şekillenmesinde evrensel değerlerin veya evrensel hukuk normlarının önemli yeri olduğu görülmektedir. Anayasamız, Türkiye Cumhuriyetinin bir hukuk devleti olduğunu kabul etmiştir. Buradan da açıkça görülmektedir ki, hukuk devleti anayasa hukukunun üzerine kurulmuştur. Ayrıca Devletimiz, İnsan hakları Avrupa Sözleşmesini imzalayarak burada kişilere tanınan haklar açısından bir yükümlülük üstlenmiştir. Anayasamızın m. 90/f. 5 kapsamında ilgili anlaşmada yer alan temel hak ve özgürlüklere yönelik düzenlemeler iç hukuka üstün değer kabul edilmiştir. Anayasamız 2. maddesinde de devletin nitelikleri demokratik, laik ve sosyal hukuk bir hukuk devleti olarak ortaya konmuştur. Hukuk devleti, her fikir gibi zamanla gelişmiş olup, üstün güç sahibi devlete karşı kişilerin hukuki güvenlik içinde korunması düşüncesinin bir ürünü olarak ortaya çıkmıştır. Hukukla getirilen sınır pek tabidir ki devletin getirdiği kurallara kendisinin de uymasını gerektirir. Kanun devleti başka şey hukuk devleti başka şeydir. Bir alanı düzenleyen kanunların olması o alanı ve o devleti hukuk haline getirmeye yetmez. Kanunların içeriğinin hukuku içerdiği ölçüde o devlet hukuk devleti ile bağdaşır. Bu nedenle kanun devleti her zaman hukuk devleti demek değildir. Hukuk devletini kanun devletine indirgeyen görüşler günümüzde değerini yitirmiştir.
Yazının devamını sayfanın sağ tarafındaki ekler sekmesinden indirebilirsiniz.



del.icio.us
Digg
Facebook
Yorum gönder